Bize özgü eğitim sistemine ulaşamamış olmanın sancılarını yaşamaya devam ediyoruz. Bu arayış, son iki asırdır kurtuluşumuzu batılılaşmada aramamızdan ve bütün alanlarda olduğu gibi eğitim alanında da kopyala-yapıştır modeliyle ilerlemeye çalışmamızdan kaynaklanmaktadır…

Ülkemizde eğitimin maddi/fiziki problemlerini epeyce aşmış olmamız, artık zarfı değil mazrufu konuşmayı gerektirmiş ve tepeden tırnağa herkes eğitim alanındaki eksikliklerimizi ifade eder olmuştur. Bütün siyasi mülahazalardan bağımsız olarak; TEOG’u ve sonrasını tartışmayı, YKS sınavını tartışmayı, müfredatı dindar ya da seküler reflekslerimizle tartışmayı olumlu bir gelişme olarak görüyor ve bu detay tartışmaların bizi, bize özgü bir eğitim modeline ulaştıracağına inanıyorum…

Bu çerçevede TEOG sonrasının ne olacağı meselesi bir süredir tartışılmış ve ortaöğretim kurumlarına geçiş sisteminde uygulamaya konulacak olan yeni sistemde, Milli Eğitim Bakanlığı öncelikli olarak iki ana sorun belirlemiş ve bunları çözme yolunda adımlar atmıştır:

  1. TEOG ile yerleştirmelerde görülen katı “sınav puanı” uygulamasının bir sonucu olarak, öğrencilerin puanına uygun yakın okul bulmakta zorlanması. Bu durumun özellikle büyükşehirlerde doğurduğu problemler…
  2. TEOG sınavında daha az puan alan öğrencilerin gittiği okullarda ortaya çıkan akademik başarıdaki yetersizliğin, eğitim-öğretim ortamındaki sıkıntıların, öğrenci ve okul üzerindeki olumsuz algının düzeltilmesi…

Yeni getirilen sistemde odaklanılan bu iki probleme çözüm üretilme yoluna gidilmiştir. Eğitim Bölgesi Sistemi ile öğrenciler ikamet ettikleri bölgedeki en uygun okula gitme imkânı bulmuş olacak. Özellikle büyükşehirlerde öğrencilerin çok erken saatlerde güne başlaması ve trafikte harcadığı zaman göz önüne alındığında yeni sistem, öğrencilerde ve ailelerinde bir rahatlama getireceği görülmektedir. Öğrenciler arta kalan zamanlarını daha verimli kullanma fırsatı yakalayabileceklerdir, tabi (elbirliğiyle) destekleyici yaklaşımlar ortaya koyduğumuz takdirde…

Yapılacak merkezi sınav puanı ile öğrenci almayacak okulları bekleyen problem, kontenjanın üstünde gelecek talep olacaktır. Sistemde, ortaokul diploma notuna göre yapılacak bir sıralama ile bu problemin çözülmesi öngörülmüştür. Bu durum, ortaokul eğitiminin önemi ve öğrencinin yaklaşımı açısından isabetli bir uygulama olacaktır. Ancak ortaokullarda ölçme ve değerlendirme konusunda yaşanan olumsuzluklar düzeltilmediği takdirde, zaman içerisinde yeni sistemde de adalet kaygısı oluşacak ve sıkıntılar ortaya çıkacaktır…

Sistemin öngörüldüğü şekliyle uygulanması ve başarılı olmasında; eğitim bölgelerindeki okul türlerinin ve kontenjanlarının, veli ve öğrenci beklentilerine cevap verecek şekilde tespit edilmesi hayati bir önem taşımaktadır…

Sınavla öğrenci alan okulların sayısında ve türünde dinamik bir sistem uygulanmalıdır. Okullar eğitim-öğretim süreçlerindeki başarılarına göre bu havuza girebilme imkânı bulabilmelidir. Objektif kriterlerle yapılan ölçümlerde başarılı olan okul yöneticileri ve öğretmenler ödüllendirilmelidir. Özellikle Meslek Liselerinden şartları uygun olanlar “proje okul” kapsamına alınarak bu okulların toplumdaki olumsuz algısının ortadan kaldırılması hızlandırılmalıdır…

Sınavla öğrenci alan okullarda, öğrencilerin okul başarı puanının yerleştirmede etkisinin olup olmayacağı ve olacaksa ne kadar olacağı tam açıklanmamıştır. 60 soruyla 100 binden fazla öğrencinin seçileceği bir sistemde, aynı puanda çok fazla öğrenci birikecektir. Okul başarı puanının rol alacağı her hesaplama sisteminde “özel okullar” ve “okullar arası dengesiz sınav notları” gündeme gelecek ve sistemin adaleti sorgulanacaktır…

Geçmişte bir türlü hayata geçirilemeyen önemli bir husus da, öğrencilerin okullara yerleştirmesinde; elde ettikleri sanat, bilim, sosyal ve spor alanlarındaki beceri ve başarıları da dikkate ve değerlendirmeye alınmalıdır. Aksi takdirde akademik başarıya odaklanmış eğitim sistemi girdabından kurtulmak mümkün olmayacaktır…

Fen Liseleri gibi, İmam Hatip Liseleri ve teknik-meslek liselerinde tercih yapacak olan veliler ve öğrenciler için; sınavla öğrenci alan okullar havuzunda, talebe cevap verecek sayıda okul bulunmalıdır. İmam hatiplerle ilgili atmış yılı aşkın süredir devam eden tartışmalar siyasi düzlemden çıkarılıp eğitim bağlamında müzakere edilmelidir. Tüm bu eğitim sistem tartışmalarında çoğu zaman belli bir okul tipinin (bazen fen liseleri bazen imam hatipler) gündeme ge(tiri)lmesi ve çocukların, velilerin duygularını hiçe sayarcasına değerlendirmeler yapılması ülkemize ve çocuklarımıza fayda getirmemektedir, enerjimizi tüketmektedir. Eğitime ilişkin müzekerelerimizi yaparken bütün çocuklarımızı kuşatacak yaklaşımlar ortaya koymalıyız ki topyekûn bize özgü bir modeli ortaya çıkartabilelim…

Yeni sistemin, uygulama safhasında ortaya çıkabilecek eksikliklerinin giderilmesi temennisiyle; milletimize ve bütün eğitim camiamıza hayırlı olmasını dilerim…

 

Halit BEKİROĞLU

 

06.11.2017