Yeni bir eğitim-öğretim dönemine girmiş bulunuyoruz. Öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz, velilerimiz başta olmak üzere eğitimle ilişkili herkese hayırlı olsun…

Her yeni dönem yeni fırsatları beraberinde getirir. 2017-2018 dönemi de yeniden başlama fırsatını sunmaktadır bize. Göz açıp kapayıncaya kadar geçecek olan önümüzdeki 9 aylık süreyi iyi değerlendirdiğimizde öğrencilerimizin niteliğine ciddi katkıda bulunmuş olacak ve daha işin başındayken motivasyonlarını arttırmış olacağız…

Bunun için ilgili herkesin, süreçleri yakından takip ederek ve gayretle eğitim konularına eğilmesi gerekir.  Sivil toplum kuruluşlarının, ilgili devlet kurumlarının, akademi dünyasının ve işin merkezinde olarak bizzat okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin birbirleriyle uyumlu ve doğru ilişkiler çerçevesinde bir yaklaşımla maarif meselemizi dert edinmeleri çok önemlidir…

Eğitim meselemizi, artık pansuman tedbirlerle değil kalıcı çözümlere yönelik çalışmalarla daha iyi noktalara taşımak zorundayız. Eğitim sistemimizin var olan sıkıntılarını umutsuzca ve önyargılı biçimde değerlendirmek yerine; kalıcı ve ileriye götürücü, sonuç odaklı, istişareyi temel alan bir anlayışla ele almalıyız. Kurumlar arasındaki asabiyetlerin doğurduğu kopuklukların giderilerek, güvensizlik ve istikrarsızlık teşkil eden uygulamaların minimum seviyeye indirilmesini sağlamalıyız…

Eğitim sistemimizin en önemli okullarından olan imam-hatip okullarının da lehte ya da aleyhte ulu orta gündem yapılması ve haksızlığa varacak şekilde sık sık siyasi malzeme haline getirilerek karalanması, aşılması gereken en önemli sorunlardan biridir. İmam hatip okullarında eğitim alan öğrencilerin bu milletin evlatları olduğunu akıldan çıkarmadan velilerin ve öğrencilerin tercihine saygı duyarak ötekileştirici, hedef gösterici, kara propaganda ile itham edici, abartılı tarafgirlikler oluşturucu söylem ve yaklaşımların terk edilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmakta fayda var…

Aynı şekilde imam hatiplerle ilgilenen her kurumun ve kişinin; imam-hatip modelini ve ruhunu ortak bir yaklaşım olarak ele alması, kendi içinde ötekiler oluşturmaması, kuşatıcı bir anlayışla hareket etmesi, mikro taassup alanlarından kaçınması, kitabı ve düşünceyi sınırlamaması, farklı yorumlara açık olması, konjonktörel meselelerin ötesinde meseleye bakması gerekmektedir…

Bireysel yapılan bir takım hataların hızlı bir şekilde düzeltilmesine destek olmak yerine genelleştirme hastalığına kapılarak bütün bir eğitim camiasına mal edilmesinin kimseye faydası olmayacaktır. Bu anlamda imam-hatipleri diğer okullarımızdan ayrı tutarak haksız bir şekilde yermenin ve aynı şekilde gereğinden fazla yüceltmeye çalışmanın bugüne kadar kimseye faydası olmadığı gibi bundan sonra da faydası olmayacaktır…

STK’lar başta olmak üzere eğitimle ilişkisi olan tüm kişi, kurum ve kuruluşlara büyük görevler düşüyor. Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK, Diyanet ve eğitimle ilgili STK’lar başta olmak üzere; ilgili bakanlıklar, üniversiteler, kanaat önderleri vb birbirleriyle uyumlu bir şekilde çalışarak çocuklarımızın bugünlerini ve yarınlarını en iyi şekilde desteklemek mecburiyetindedir…

Eğitim meselemizin en büyük problemi olan parçacı yaklaşımlar ve geçici çözümler öğrencileri ve velileri tereddüde sürükleyerek eğitim sistemine karşı kaygılı bir bakış açısına sahip olmalarına sebep olmaktadır. Maalesef yapılan iyi ve doğru uygulamalar, zaman zaman bu önyargılı bakışın kurbanı olarak yok sayılmakta veya hak ettiği değeri görememektedir. Sınav odaklı ve özellikle test merkezli öğrenci seçen uygulamalar, öğrenciler üzerinde bir baskı oluşturarak ezberciliğe sevk etmektedir. Bu nedenle kaldırılması gündeme gelen TEOG vb sınavların/yöntemlerin bundan sonra hangi usulle yapılacağı özenle ve hassasiyetle belirlenmelidir…

Akademik başarının tek başına yeterli olmadığı artık anlaşılmaya başlandı. Bir çocuğun başarısını belirleyen şey yalnızca karnedeki notlar değil; bir eğitim-öğretim sezonunu kişiliği, geleceği, bedensel ve ruhsal gelişimi açısından ne kadar iyi geçirdiği ve kendisini yeni döneme ne kadar mutlu ve istekli hissettiğidir. Bu noktada sadece okul ve öğretmen ile bu motivasyonu sağlamak mümkün olmayacaktır. Öğrenmenin ailede başladığını ve üniversiteden mezun olmakla bitmediğini, bir ömür devam eden eylem olduğunu hesaba katarak bu konularda elimizi taşın altına koymamız eğitim alanındaki başarımıza katkı sunacaktır…

Eğitim öğretim sezonunun başlangıcında;

Okul ziyaretleri, okulların ihtiyaçlarını karşılamak, okul aile birliklerinde görev almak, mezun derneklerine destek olmak, öğretmenlere yardımcı olmak, öğrencilere selam vermek, velilerin tereddütlerini gidermek çok zorlanmadan yapabileceğimiz önemli hususlardır. Fikir ve müzakereden korkmadan, kuşatıcı bir anlayışla olayları değerlendirmemiz ve umutla, aşkla eğitim süreçlerine katkıda bulunmamız, geleceğimizi çok daha parlak yapacaktır…

“Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz” buyuran Yüce bir Peygamber’in ümmeti olarak bir harf öğretmenin, bir insan yetiştirmenin, bir kişiyi kurtarmanın derdiyle yeni döneme Bismillah diyelim…

 

Halit Bekiroğlu

18.09.2017